TKH ALİAĞA BELEDİYE BAŞKAN ADAYI CEM GÖZÜAÇIK OLDU

Türkiye Komünist Hareketi (TKH) hafta sonu aday tanıtım toplantısı düzenledi.

TKH ALİAĞA BELEDİYE BAŞKAN ADAYI CEM GÖZÜAÇIK OLDU
19 Şubat 2024 - 22:32 - Güncelleme: 19 Şubat 2024 - 22:42

TKH, Aliağa ilçe binasında düzenlenen aday tanıtım toplantısında, “Yağmacılara, rantçılara, sağcılara mahkûm değilsiniz” vurgusuyla Aliağa Belediye Başkan adayını duyurdu. Emekçilerin yoğun olduğu ve emek sömürüsünün sıkça yaşandığı Aliağa ilçesinde TKH’nin Belediye Başkan adayı hizmet işçisi Cem Gözüaçık oldu.

Toplantı, TKH Aliağa Belediye Meclis Üyesi adayı Ahmet Dalyan’ın konuşmasıyla başladı. Dalyan, “Aliağa, emek yoğun bir kent, bu nedenle Aliağa’da emeği savunacak bir aday çıkardık. Ayrıca İzmir’in emekçi ilçelerinde komünizmin sözünü söyleyeceğiz.” ifadelerini kullandı.



“ALİAĞA BELEDİYESİ’Nİ RANTA TESLİM ETMEK YERİNE HALKA TESLİM EDECEĞİZ"
TKH Aliağa Belediye Başkan adayı Cem Gözüaçık ise şunları söyledİ:

Bugün burada toplanma amacımızı hepimiz biliyoruz. Partimizin Aliağa Belediye Başkan adayıyım. Bugün sizlerle hep birlikte burada güzel Aliağamızın sorunlarını ve durumunu konuşacağız.

Ülke gündemine dair konuşacağız.Belediyemiz sosyal bir belediye mi halkla ilişkileri ne durumda bunları değerlendireceğiz. Belediyemizin zenginliklerinden bizler ne kadar faydalanabiliyoruz bunları tartışacağız. Ülkenin en zengin belediyelerinden birinde yaşıyoruz. Emekçilerin yoğun yaşadığı bir ilçede yaşıyoruz. Aynı zamanda emek sömürüsünün de yoğun yaşandığı bir ilçede yaşıyoruz. Türkiye’ de emek sömürüsü hat safhada bunu biliyoruz. Ancak bu ilçede bambaşka bir emek sömürüsü mevcut. Bizler bu durumu iliğimize kemiğimize kadar hissediyoruz. Ben bir hizmet emekçisi olarak bunu tüm yüreğimle söyleyebiliyorum. Bunların yanı sıra hiçbir önlem alınmayan durumlar da mevcut. Aliağa Belediyesi olarak Gemi Sökümden alınan milyonlarca liralık alınan işgaliye vergilerinin alınmasının yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hiçbir adım atmamasının yanında belediye tarafından bir komisyon dahi kurulmaya gerek duyulmamıştır. Sayısız iş kazası yaşanan gemi söküm firmalarında Aliağa Belediyesi kayıtsız kalmış ve işçilere arkasını dönmüştür. Görmezden gelmiştir. Daha geçmiş yıllarda ” Yıldırım Kipel” isimli işçi arkadaşımız yanarak can vermiştir. Hastanede olmayan yanık ünitesinde Sağlık Bakanlığı’ nın açığı olduğu gibi Aliağa Belediyesi de yıllardır bu duruma kayıtsız kalmış ve bir adım atmamıştır. İş kazası geçiren işçilere ilk müdahale edilemediği için işçiler ölüme mahkum edilmiştir. İş kazası değil cinayete dönüşmüştür. Rafineriler ( Petkim Tüpraş SOCAR STAR) ilçemizde bu şekilde mevcutken hastanelerin eksiklikleri cabasıdır. Emekçileri yok sayan bir belediye de belediye başkanı da istemiyoruz. Bunlar nezdinde Aliağa’da çevre kirliliği ve hava kirliliği de cabasıdır. Önlem alınmayan görmezden gelinen onca çevre felaketine sebebiyet verecek, rafinerilerin hava kirliliği yetmiyormuş gibi getirilmeye çalışılan asbestli gemiler de cabası. Belediye yine arkasını dönmüştür. Hem işçilerin hem de Aliağa halkının canını hiçe saymıştır. Burada partimiz TKH sert bir tutum almıştır ve asbestli gemilerin geri gönderilmesi adına seferber olmuştur. Emekçiler yönünden Aliağa bu haldeyken halk yönünden ise sosyal hizmet açısından bir doluluğu yoktur.

Dostlar, bizler burada bir toplumca belediyecilik sözüyle geliyoruz. İşçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin tamamen örtüşeceği bir kamucu belediyecilik örneği sergilemek istiyoruz. Toplumcu, eşitlikçi ve kamucu bir belediyecilik ile geliyoruz. Patronların sermayedarların değil emekçi halkın belediyesi olarak geleceğiz. Aliağa Belediyesini ranta, yalana, dolana teslim etmek yerine halka teslim edeceğiz. Boşa vaad saymayacağız dostlar. birlikte kazanıp birlikte yöneteceğiz.

“DÜZEN SİYASETİNE MAHKÛM OLACAK MIYIZ?”

Etkinlikte konuşma yapan TKH Merkez Komite üyesi Hakan Yerlikaya ise şu açıklamalarda bulundu:

Sizleri Türkiye Komünist Hareketi Merkez Komitesi ve İzmir İl örgütü adına ayrı ayrı selamlıyor hoş geldiniz diyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Krizin yarattığı büyük ekonomik yıkım, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve derin bir yoksullaşmaya karşı adeta bir yaşam savaşı verirken yine bir seçim süreci ile karşı karşıyayız. Bu sömürü düzeninde yerel seçimlere baktığımızda en başta kamu kaynaklarının sermayeye aktarıldığı bir mekanizma görüyoruz. En başa bunu yazmalıyız. Önemli olan bu mekanizma sayesinde hangi partinin bu sermaye aktarımından ne kadar pay alıp dağıtacağıdır. Bütün kavga gürültünün temelinde bu yatıyor.

AKP’sinden CHP’sine tüm düzen partilerinde seçim öncesi hareketliliğe, partiler arası geçişlere, transferlere baktığımızda ilkelerin programın değil çıkarların başa yazıldığı bir koşuşturmaca hali görürüz. Adaylık beklentisi karşılık bulmayınca partisinden istifa edenlerin, belediye meclis adayı olamayınca çevresiyle birlikte hemen başka bir partinin kapısını çalanların ardı arkası kesilmiyor. Ve aslında bugün şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; düzen partilerinin birbirinden farkı yoktur. Büyük bir aynılaşma ve çürüme hali ile karşı karşıya olduğumuzu görmemiz gerekiyor.

AKP’nin 22 yıllık iktidarında AKP ile aynılaşarak, sağa karşı sağ bir ittifak kurarak AKP’yi yenebileceğini düşünenlerin yarattığı siyasi fatura orta yerde duruyor. Bu ağır faturanın bedeli olarak; milyonlarca emekçinin daha yoksullaşması, gericiliğin daha fütursuzca saldırısı, laiklik ve anayasanın tasfiyesine dönük adımların hız kazanması gibi siyasal, ekonomik ve toplumsal sonuçları çok ağır olan bir tabloyla karşı karşıyayız.

Bugün siyasetin merkezi tamamıyla sağa kaymış durumda. Ne yazık ki bazı sol partiler de bu sağcılaşma rüzgarına kapılmış durumda. Popülist ve sağdan devşirme adaylarla seçimlerde ”büyük oynadıkları” gibi büyük bir yanılgı içerisine girmiş durumdalar.AKP cumhuriyeti ve kazanımlarını tasfiye edip gerici istibdat rejimini kurarken siyasi yelpazeyi de bu rejimin kodlarına uygun şekilde dizayn etmeyi başardı.

Bakın CHP’de Sol söylemlerle başlayan değişim rüzgarları erken dindi değil mi?  İç kavgalar, çekişmeler bitiyor mu?

Sol hamaset yapan CHP Ankara da bazı ilçelerde eski AKP, MHP ve İYİP kökenlileri başkan adayı gösteriyor. Hatay halkının depremde birinci derece sorumlu gördüğü AKP eskisi Lütfü Savaşı tüm tepkilere rağmen Hatay’da tekrar aday gösteriyorlar. İzmir’de beşli çetenin inşaat firmalarıyla adı geçen tartışmalı bir ismi büyükşehir belediye başkan adayı yapıyorlar. Bağımsızlıktan bahsediyorlar ama İsveç’in NATO’ya katılımına evet oyu verebiliyorlar.

Bugün CHP içinde ki kavgaların dağınıklığın emekçilere umut olma şansı var mı?

Çok önemli dedikleri seçimler gerçekten bu kadar önemliyse neden her gün başkan yardımcıları, genel sekreterler istifalarını veriyor? Neden ertesi gün başka bir sağ partinin rozetini takıyorlar? Bizim için bu soruların yanıtı gayet net; En genel anlamıyla düzen muhalefetinin halkın açlığa sefalete karşı verdiği yaşam savaşıyla bir ilgisi bulunmamaktadır.

Son on yılda ondan fazla seçim görmüş ve neredeyse hepsinden umut yitimiyle çıkmış bir halkın umutlarının bir kez daha sandığa gömülmesine izin vermek istemiyoruz. Bu seçimler, bir kez daha düzen siyasetine mahkûm olacak mıyız? olmayacak mıyız? seçimidir. Bir tarafta birbirinin aynısı düzen partileri ve adayları diğer tarafta bu ülkenin emekçilerini hiç aldatmayan sosyalistler olacak. Tercihlerimizi de buna göre yapmalıyız. Partimiz tam da bunun için seçimlere giriyor ve yağmaya talana ranta mahkûm olmadığınızı söylüyor. Bu çürümüşlüğün orta yerinde tüm insani değerlerimizi, kazanımlarımızı laikliği, bağımsızlığımızı, emeğimizi korumak insanca bir yaşam eşitlikçi bir düzen mücadelesini yükseltmek için seçimlere kendi adaylarımız ve orak çekiçli logomuzla giriyoruz.

Bu harami düzenine karşı alnı açık başı dik bir parti olarak halkımıza sesleniyoruz. Yüzünüzü TKH adaylarına,  TKH’nin Toplumcu Yerel Yönetim programına dönün. Kentlerimizi yeniden ayağa kaldırıp kurmanın yegane yolu kamucu bir anlayışla ve kaynaklarımızı bir bütün olarak emekçilerin refahı için seferber etmekten geçiyor. Halkın örgütlenmesinden, her mahallede mahalle meclisleri kurarak yönetime ve karar alma süreçlerine katılmasından geçiyor.

Sözümüz emekçilere, emeklilere, kadınlara ve gençleredir; yalana, talana, yağmaya, ranta mahkum değilsiniz. Halkı tehdit edenlere, sol gösterip sağ vuranlara mahkum değilsiniz. Türkiye Komünist Hareketi’nin mücadelesi eşitlik mücadelesidir, özgürlük mücadelesidir, bağımsız ve laik bir ülke mücadelesidir. TKH’nin bu mücadelesine omuz verin değiştirelim diyoruz. Ve mahkûm olmadığınızı göstermek için sizleri partimizin Belediye Başkan adayına, Belediye meclisi adaylarına ve orak çekiçli logoya oy vermeye çağırıyoruz.


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum