ALİAĞA'DA 8 MART YÜRÜYÜŞÜ
Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş düzenledi.
Petrol-İş Sendikası Aliağa Şubesi önünde toplanan platform üyeleri ellerindeki pankart ve dövizlerle "Kadın,Yaşam,Özgürlük" şeklinde Türkçe, "Jın,Jiyan,Azadi" şeklinde de Kürtçe sloganlar atarak alkışlar eşliğinde Aliağa Demokrasi Meydanı’na yürüdü. Meydanda düzenlenen basın açıklamasını ise Eğitim-İş Aliağa Şubesi Temsilcisi Tuğba Çınar ile Aliağalı Kadınlar adına Ebru Er okudu. Açıklamada şu görüşler dile getirildi:
Basına ve kamuoyuna,
1857 yılında,New York dokuma fabrikasında çalışan kadınların çalışma saatlerinin azaltılması, koşulların iyileştirilmesi ve ücretlerinin arttırılması talebiyle greve çıkıp, canlarıyla bedelini ödedikleri mücadele günümüze ışık tutmaktadır.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü, bunun gibi daha birçok “EKMEK ve GÜL” sloganıyla başlayan, uzun soluklu sınıf mücadelelerine dayanmaktadır. 1910 yılında Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nın aldığı kararla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak ilan edildi.
8 Mart o günden günümüze kadınların hem ekonomik, hem de politik hakları için yürüttüğü mücadele günüdür.
Aradan geçen 170 yıla rağmen, bugün kadınlar hala güvencesiz, kuralsız, denetimsiz, kötü koşullar altında, esnek çalışma süreleri içinde fabrikalarda yanmaya devam etmektedir. Yaklaşık dört ay önce Dilovası da ikisi çocuk yaşta altı kadın yanarak can verdi.
Bugün dünyada yaşanan savaşların, kadını köleleştiren, baskı altına alan politikaların, yaratılan ekonomik krizlerin tüm zorlukları kadınların sırtına yüklenmektedir. Silahlanmaya ayrılan bütçe, kadınların yaşamını güvence altına alan politikalara ayrılmamaktadır
Tüm bunların sonucunda; mutlak bir yoksullaşma süreci yaşanırken, ücretler düşürülmekte, çalışma koşulları daha ağırlaşmakta, esnek, kuralsız çalışma yaygınlaşmakta, işsizlik artmaktadır. Kadınlar yokluk ve yoksullukla mücadele içindedir. Isınmayan evler, boş tencereler, ödenmeyen kiralar, okula aç giden çocuklar. Kendi geçimini sağlayamayan kadınların ev içinde her türlü şiddeti kabullenerek, suskun kalması sağlanmak istenmektedir.
Ev içi şiddet, hükümet politikaları ve kadına bakış açısı nedeniyle sokaklara taşmış, taciz, tecavüz, mobbing ve kadın cinayetleri cezasızlık nedeniyle ayyuka çıkmıştır. Her gün onlarca kadın sokak ortasında öldürülmekte, şiddete uğramaktadır. Aliağa’da 2021 yılında Ayten, oğlu tarafından, 2025 yılında Fatma Şentürk boşanmak üzere olduğu eşi tarafından katledildi. Bunlar bireysel suçlar değil, bir sistemin, iktidarın kadına yönelik politikasının sonucudur. Bu nedenle “KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR” diyoruz.
AİLE YILI adı altında, kadınları koruyoruz maskesiyle bizlerden fedakarlık, sabır, aile düzenini her şartta korunmak, çocuk, hasta ve yaşlı bakımını üstlenmek ve daha çok çocuk yapmak beklenmektedir.
Eğitimin özelleştirilmesi yanında, Laiklik ile güvence altında olan
haklarımız, Laikliğe yönelik saldırılarla bir bir alınmakta, çalışmakta olan kadınlar bakım hizmeti alamadığı dan , 4_6 yaş arası çocuklar kuran kurslarına, sübyan okullarına teslim edilmektedir. Kız çocuklarının erken yaşta eğitimden kopması, dini vakıf ve cemaatlerin eğitim alanındaki etkisinin artması, karma eğitimin tartışmaya açılması kadınların kamusal varlığını sınırlayan zihniyeti göstermektedir. Mesem uygulamaları ile eğitimdeki çocuklar işyerlerine gönderilmekte, denetimsiz, güvencesiz ve ağır koşullarda ölmekte, sakat kalmakta ve tacize uğramaktadır. Laiklik kadınların sadece aile içinde değil, hayatın tam ortasında özne olarak var olmasını güvence altına alan temel bir ilkedir.
Tüm dünyada kadın istihdamının yükseldiği söylenirken, esas olarak her yaştan kadın, ki alt sınır 14-15 li yaşlara kadar inmiştir, esnek ,güvencesiz ve yarı zamanlı işlerde çalıştırılmaktadır. İşçi kadınlar işsiz kalmamak için seslerini çıkaramamakta , mobbinge, tacize, sömürüye açık hale gelmektedir. Örgütlenme ve sendikalaşma önüne engeller konmaktadır.
Üniversite öğrencisi genç kadınlar, ekonomik zorluklar nedeniyle hem okuyup,hem çalışmakta, sağlıksız yurt koşullarında barınmakta, yeterince beslenememekte, ders kitaplarını alamamaktadır. Çoğu zaman eğitimden uzaklaşıp aile bütçesine katkı için çalışmak zorunda kalmaktadır. Öğrenci kadınlar, sosyal, kültürel alandan tamamen kopmuş, bir kahveyi dahi hesaplayarak içmek zorunda bırakılmıştır.
Eşit işe, eşit ücret uygulanmamakta, kadınlar ucuza çalıştırılmaktadır. Ev işleri, çocuk, hasta ve yaşlı bakımı sırtlarına yüklenerek çalışma hayatından uzaklaştırılmakta, ev içi emek ücretsiz angarya haline gelmektedir.
Güvencesiz, denetimsiz, kötü çalışma koşulları iş cinayetlerini yaratmakta, kadınlar çalışırken ölmeye, sakat kalmaya devam etmekte, sorumlular cezasız kalmaktadır.
Savaşlar nedeniyle göçler coğrafyası haline getirilen Ortadoğu’da kadınlar ölmekte, sevdiklerini yitirmekte, göçmen konumuna düşmekte, sefaletle mücadele etmek zorunda kalmaktadır.
İsrail ve ABD tarafından ,başlatılan İran saldırısı, kadınları ozgurlestirmek adı altında servis ediliyor. Gerçekte ise kadın mücadelesi ve toplumsal varoluşu , gerici molla rejimi ile emperyalist barbarlık arasına sıkıştırılmıştir. Afganistan’da Taliban kız çocuklarına eğitimi yasaklamakta, İran da kadın bedeni devlet denetimine tabi tutulmakta, Suriye’de İŞİD Kürt, Alevi ve Ezidi kadınları savaş ganimeti olarak görmektedir. Barış görüşmeleri devam ediyor, savaş tehditi yok izlenimi verilirken, 165 kız çocuğu okulda katledilmiştir. Emperyalist, siyonist ve gerici tüm politikalar dünyada kadınların ve çocukların yaşam haklarını elinden almaya devam ediyor.
Erdoğan iktidarı ve Mehmet Şimşek Orta Vadeli programı, kadınlara, emekçilere, emeklilere ve çocuklara yaşam hakkı tanımamaktadır. Özelleştirmeler ile eğitim ve sağlık paralı hâle gelmiş, kadınlar ve emekçiler bu hizmetlerden mahrum bırakılmıştır.
Bizler bugün şu talepler için mücadele çağrısı yapıyoruz;
-İnsanca, eşit bir yaşam
-Güvenceli çalışma
-Barış içinde bir dünya
-Yoksulluğa, yokluğa karşı birleşik mücadele, okullarda bir öğün ücretsiz yemek,
-Demokratik, laik ve halkı önceleyen bir bütçe
-Kadınların yaşam, kürtaj, boşanma haklarının korunduğu kanunlar
-Çalışırken ölmemek,
-Örgütlenme ve sendikalaşma önündeki engellerin kaldırılması,
-Gençlere demokratik, laik ve bilimsel eğitim hakkı
-İstanbul sözleşmesine dönülmesi
-6284 ün uygulanması
-Söz verilen HPV aşısının ücretsiz olması
-Eğitim ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz olması
Mücadelemiz tek tek hak taleplerinin toplamı değil, yoksulluğa, şiddete ve savaşa dayanan bu düzenin bütününe karşı bir yaşam mücadelesidir.